“Bilim” Kategorisi için Arşiv
CERN’de Büyük Çarpışma Gerçekleşti !
CERN'deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nda proton parçacıkları rekor hıza ulaştıktan sonra çarpıştırıldı !

Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi'ndeki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nda bugüne kadar en yüksek hıza ulaştırılan protonlar birbiriyle çarpıştırıldı.
AP ajansının haberine göre, yerin 100 metre altındaki tünelde, 3.5 Tev (teraelektronvolt) güce ulaşan ışık huzmeleri ters istikametlerden gönderilerek toplam 7 Tev enerjiyle çarpıştırıldı.
Açığa çıkan enerji, bugüne kadar Avrupa ve ABD'deki çarpıştırıcılarda kaydedilen en yüksek enerji düzeyi oldu. CERN sözcüsü, bilim adamı Paola Catapano, "Bu yeni bir çağın başlangıcıdır" dedi. Gerçekten de öyle..
Muhtemelen çarpışma sırasında atom-altı parçacıklara ilişkin elde edilecek verilerin analizi uzun sürecek. Dört deney düzeneğine ait dev dedektörlerden toplanan milyarlarca veri arasından parçacık fiziğine ilişkin yeni bilgilerin ayıklanması ve yeni keşiflerin açıklanması, aylar alabilir. Kuantum Fiziğinde en basit hareket olan harmonik osilatörü incelemek bile çok zor iken bu işin altından nasıl kalkacaklar gerçekten bilemiyorum.
CERN araştırmacıları, Fransa-İsviçre sınırında 27 km uzunluğundaki dairevi yeraltı tünelinde, esasen evreni oluşturduğu düşünülen "büyük patlama"nın bir benzerini yaratmaya çalışıyor.
CERN yetkilisi Steve Myere, "İki huzmeyi çarpıştırmak başlı başına zorlu bir iş. Bu, okyanusun ortasında çarpıştırmak üzere Atlantik'in iki kıyısından birer toplu iğne fırlatmak gibi bir şey aslında..." dedimiş.
Bu çarpıştırma deneyi ertesinde BHÇ yaklaşık bir yıl bakıma alınacak. Daha sonra asıl hedef olan 14 Tev gücündeki en büyük çarpıştırma için hazırlık yapılacak.
Bilim adamları, "büyük patlama" deneyinde kozmosun doğasını kavramaya yarayacak yeni parçacıklar görmeyi umuyor. Bir mikro saniye sürecek çarpışmada, temel element parçacıkları, atom çekirdeklerini oluşturmak için birleşmeye başlamadan önce meydana gelen Big Bang (büyük patlama' anındaki koşulların oluşturulması öngörülüyor.
Uzmanlar, çarpışma sırasında, özellikle teorik fizikteki kütle kavramının temelini oluşturan veya kara maddenin neden yapıldığını anlamaya yarayacak Higgs parçacığının (Tanrı parçacığı) kanıtını göreceklerini umuyor. Karanlık maddeyle karanlık enerji, evrenin yüzde 95'ini oluşturuyormuş.
Bir fizikçi olarak keşke bende orada bu heyecanı yaşayabilseydim
Düşünmesi bile bu kadar muazzam iken orada olmak.. Bilemiyorum, kafayı yerdim heralde
Bu arada CERN'den Canlı görüntüler almak istiyorsanız bu bağlantıyı takip edebilirsiniz. Yerin 100 metre altındaki tünelin yapısını ve istatistikleri merak ediyorsanız bu bağlantıyı takip edebilirsiniz.
Bir Fizikçinin Yaşamı..
İki buçuk yıllık Fizik öğrenciliğimin sonunda yazdırdılar bu öyküyü bana..
Bir Fizikçinin Yaşamı
Sene 2007.. Eylül.. Sabırsızlıkla üniversite hayatına atılmak için okula gidersiniz, kayıt işlemlerini halleder kalıcak yerinizi ayarlar okulun ilk günü gelir çatar siz de o an üniversite hayatına atılmış olursunuz. Bilmediğiniz bir ortam, etrafına boş boş bakan, neredeyim lan ben edasındaki tipler, sınıf bulma kovalamacası içerisinde dolaşanlar filan falan.. Birkaç hafta sonra sınıf birbirine alışır kaynaşır, kaynatmaya başlar.. Herşey güzeldir çünki daha sınav filan yoktur piyasada.. Sınavlar başlayınca herşey değişir
Ya böyle detayları anlatarak içimdeki kini daha fazla bastıramayacağım, direk konuya, bu yazıyı yazmaya sevk ettiren olaya damardan, sınav sonuçlarından gireyim en iyisi !
Yanda verdiğim sonuçlar, kendisini hakkten çok sevdiğim, kendisine hakkten çalıştığım bir dersin not çizelgesi.. Gördüğünüz üzere kırmızı dolu, yani malumunuz kırmızılar dersten kalanlar ! Hadi bende sorun var, basmadı kafam yapamadım diyelim, bu kadar adam da yapamadı mı ? Gerçi vize sınavında neler oldu neler fena düşük bir not aldım da itiraz edip ego tatmin olaylarına girmemeli. Neyse bende sorun var vizede de yapamadım hadi ona da kabul.. Bu nedir anlamıyorum yani, egolarını mı tatmin ediyor hocalar, herkez mal da şu 5-6 kişi mi akıllı..
Hadi geçtim bu akıllı muhabbetini. Bir dersten bu kadar kalan adam var, burada öğrencilerin ve öğretmenin bir şeyler düşünmesi lazım. Biz öğrenciyiz düşünmüyoruz tamam, öğretmen olanın bir düşünmesi lazım değil mi ? "Bu kadar adam kalıyorsa bu işte birşey vardır diyip" , insan kendine bir bakmaz mı !
Neyse gel gelelim bir liste daha var elimde. Onuda paylaşmazsam haksızlık olur. Biz öğrencilerin de biraz kendimize bakmamız gerekli değil mi !
Bu listede gördüğünüz gibi, o dersi alan kişilerden sadece ve sadece 1 kişi geçmiş
Şaka gibi değil mi ? Biz öğrencilerin biraz kendimize bakmamız gerek hakkaten ! Kinaye yapıyorum sanmayın, ciddiyim bu dediğimde. Çünki aldığım duyumlara göre bu dersin hocası elinden gelen yardımı, sınavda çıkıcak bir soruya kadar, öğrencilere yapmış. Bu sınıfın öğrencilerinin çoğu sorunlu olacak ki bu hazin son kaçınılmaz olmuş..
Amacım kimseyi, fizikten, üniversiteden soğutmak değil tabiki. Hayatımın en güzel yıllarını geçirdim, geçiriyorum, ama iki buçuk sene sonra bu yaşananları yazmazsam da kendime yediremezdim. Zaten ilk iki sene sevdirdiler bizlere üniversiteyi, sonraki dersleri görünce "haa ben hakketen fizik okuyormuşum" dedirtiler
Gezegenimiz Ne Kadar Büyük
Uzayda dünya ve güneşten başka pek çok gezegen bulunmakta.
Okullarda gezegen isimlerini ezberletip durdular, peki ama bunlar arasındaki büyüklük oranları nedir ? Gerçek boyutlarını akılımızda canlandıramadığımız için hepsini beli bir oranda küçültüp kıyaslayan aşşağıdaki şemeya bir göz gezdirin.. Antares'ın büyüklüğünü bir saniyede olsa tahmin etmeye çalışın !
Matematikte Son Nokta
Bildiğiniz üzere ben Fizik öğrencisiyim.
İyi bir fizikçi aynı zamanda iyi bir matematikçidir.
sözünden mi bilemiyorum fakat bende matematiğe baya meraklıyım. Çarpım tablosunu söyleyemeyen geri zekalıyı ararken çok şaşırdığım bir videoya rastladım. Çarpma işlemini çok değişik bir yolla yapıyor. Hani akıldan belirli teknikler ile büyük sayıları çabucak çarparız ya bu öyle bişey değil! Tesadüfmü değilmi bilmiyorum fakat kesinlikle enteresan. İşin temelinde ne yatıyor gerçekten çok merak ediyorum.
M-Kuramı
İngilizcedeki açılımı membrane theory yani zar kuramıdır. Ancak henüz tam bir kuram sayılmadığından başharfiyle hitap edilmektedir. Beş farklı sicim kuramını birleştirme çabasıdır ve her şeyin kuramı olmaya en muhtemel adaydır.
Tanım:
M-Kuramı Edward Witten (Princeton Üniversitesi) tarafından 1995 yılında, Güney Kaliforniya Üniversitesi'nde yaptığı konuşmayla öne sürülmüştür. M-Kuramı, Süpersicim Kuramının yeni adı olarak kabul edilmiştir. "İkinci Süpersicim Devrimi" olarak da bilinir. "Her şeyin Kuramı" ("The Theory of Everything"-TOE) na en yakın aday olarak görülmektedir.
Bu kuram 5 farklı Sicim Kuramı'nı birleştirmiştir ve 10 yerine 11 boyutlu bir evren resmi ortaya koymuştur. Şu an bilinen 3 boyutlu evrenimizi, çok daha büyük ölçülerde daha fazla boyuttan oluşan bir uzay-zaman içinde dolaşan üç boyutlu bir zar olarak tanımlar. İçinde yaşadığımız evrenin 11 ya da daha küçük boyutta bir uzay-zamanda bir ada (bir D-zar) olabileceği ve bu uzay-zamanda benzeri birçok evren olabileceği bu teoremle ortaya konuluyor.
Sicim Kuramı

Sicim Kuramı, fiziğin temel modellerinden biridir. Yapı taşı olarak Standart modelde kullanılan boyutsuz noktalar yerine tek boyutlu uzanıma sahip sicimler kullanılmaktadır. Bu temel yaklaşım farklılığı, parçacıkları noktalar olarak tasvir eden modellerde karşılaşılan bazı problemlerden sakınılmasını sağlamaktadır.
Kuramdaki temel fikir, gerçekliğin esas bileşenlerinin rezonans frekanslarında titreşen ve Planck uzunluğunda olan (10-35 mm civarı) sicimler olduğudur.
Sicim denilen yapı taşlarını gözlemlememiz neredeyse imkânsız olduğu ve dolayısıyla bu teori büyük ihtimalle hiçbir zaman test edilemeyeceği için şu an fizikçilerin en çok tartıştıkları konulardan biri de, bu kuramın, fiziksel bir kuram mı yoksa yalnızca felsefi bir teori mi olduğudur.
Sicim teoremi 6 yeni boyut daha önerirler fakat bu boyutları standart anlamdaki mekan ve zaman boyutları değil bunlara bağlı alt boyutlar gibi tanımlarlar mesela çok ince bir tel düşünelim 2 mm kalınlığında bu tel uzaktan bakılınca bizim için tek boyutlu bir doğrudur diğer boyutları bizim için yok gibidir fakat bu telin üzerinde hareket eden bir karınca için telin üzerinde sağa ve sola gidip tur atılabilir ve o yönlerde de boyut vardır.İşte o boyutlar ancak o seviyeye inince anlam kazanır ve her zaman gözükmezler.Membranların oluşturduğu parçacıklarında çok küçük yüzeyler olduğu ve onların seviyesine inince anlaşılabileceği düşünülüyor.Bu yüzeyler farklı titreşimlerle farklı atom altı parçacıkları oluştururlar ve bu atomaltı parçacıklarda birleşerek atomları oluşturuyor.
Bermuda Şeytan Üçgeni
Elinize bir harita alıp bakınca üçgen şeklinde görülen bu bölgede, bu zamana kadar açıklanamayan birçok esrarengiz olay gerçekleşmiştir. Kaybolan gemi, uçak ve insanların sayısı tam olarak bilinmemektedir. Bu nedenle uzun bir dönem lanetli yer veya şeytanın üçgeni gibi isimlerle anılmıştır, hatta günümüzde de bu isimleri zaman zaman kullanmaktayız.
Bermuda üçgeni, Atlantik okyanusunun 500.000 mil karelik bir alanını kaplayan, Amerika’nın Atlantik okyanusuna açılan güneydoğu sahillerinde yer alan, kuşbakışı bakıldığında ise Miami, Bermuda ve Puerto Rico sınırları içerisinde kalan üçgen şeklinde bir alandır. Okyanusun bu kısmında yüzlerce gemi ve uçak enkazı bulunur. Son 100 sene içerisinde batan gemi, düşen uçak ve kaybolan insan sayısı 1000′lerle ifade ediliyor.
Bu bölgede suyun altında çok büyük mıknatıs maden kaynaklarının yer aldığı ve bu nedenle uçakların bu yoğun manyetik çekimden etkilenerek elektronik sistemlerinin bozulduğu, buna bağlı olarak da düştükleri söyleniyordu. Buna o kadar uzun seneler inanıldı ki, kimilerine göre başka bir açıklaması kesinlikle olamazdı. Fakat diğer taraftan biraz düşünürsek, eğer böyle birşey olsaydı gemiler niye batıyor? Yoksa bir gemiyi bile çekip yutabilecek kadar kuvvetli miydi bu manyetizma? Kesinlikle hayır. Eğer mıknatıs etkisi olsa ve zıt kutuplar prensibiyle gemi çekilse bile, su yüzünde duran bir gemiyi batıracak kadar güç üretebilmesi mümkün olmazdı. Ayrıca o bölgede yapılan ölçümler aşırı veya normalin üstünde bir manyetik alan olmadığını defalarca kanıtladı.
Rölativite Tarihi
Rölativite hakkında şöyle bir giriş yapmak istedim. Gerçekten bir fizikçi olarak çok ama çok ilgimi çeken bir konu. İleride akademik olarak bir kariyer çizme gibi durumum olursa eminim bu konuya yoğunlaşacağım. Fizik o kadar ucsuz bucaksız birşeyki açıklamaya ömürler yetmiyor. Ve hala çok kritik şeylerin olduğuna inanıyorum. Tutkuyla merak ediyorum..
Şimdilik şöyle bir rölativite nedir neyin nesidir giriş yapalım, ilerleyen günlerde konuyu daha derinden inceler, konu hakkındaki yayınları buradan paylaşırım.
RÖLATİVİTE ( GÖRELİLİK )
Kuantum kuramıyla atomun yapısı aydınlatılmaya çalışılırken, 1905' te yeni bir teori ortaya atıldı. I. Newton tarafından kurulan klasik fiziğin mikro boyutlarda yetersizliği anlaşılmıştı. Bunun yanında, cisimlerin ışık hızı mertebesindeki hareketinde de Newton fiziği bekleneni veremedi. Newton, hareketin evrende mutlak olduğunu; bulunulan yere ve zamana göre değişmediğini kabul ediyordu. Ancak, A. Einstein bunun mümkün olamayacağını; bir cismin uzaydaki durumuna göre zaman ve mekan özelliklerinin değişkenlik göstereceğini öne sürdü. Teori, farklı zamanlarda; Özel görecelik ve Genel görecelik adı altında oluşturulmuştur.
Albert Einstein’in Yayınları
Büyük usta Albert Einstein'ın bazı yayınlarını buradan paylaşmak istiyorum.
Collected Papers of Albert Einstein
Diana Kormos Buchwald, General Editor
The Collected Papers of Albert Einstein is one of the most ambitious publishing ventures ever undertaken in the documentation of the history of science. Selected from among more than 40,000 documents contained in the personal collection of Albert Einstein (1879-1955), and 15,000 Einstein and Einstein-related documents discovered by the editors since the beginning of the Einstein Project, The Collected Papers will provide the first complete picture of a massive written legacy that ranges from Einstein's first work on the special and general theories of relativity and the origins of quantum theory, to expressions of his profound concern with civil liberties, education, Zionism, pacifism, and disarmament. The series will contain over 14,000 documents and will fill twenty-five volumes. Sponsored by the Hebrew University of Jerusalem and Princeton University Press, the Einstein project was located at and supported by Boston University from 1986 to 2000. Currently located at and supported by The California Institute of Technology, the project will continue to make available a monumental collection of primary material. The Albert Einstein Archives are located at the Hebrew University of Jerusalem.
About The Series
After Volume 1, the papers divide into two series, with the documents in each volume presented in chronological order. One series, the Writings, will include such items as Einstein's published and unpublished articles, lecture and research notebooks, book reviews, patent applications, and available accounts of his lectures, speeches, interviews, and other oral statements. The other series, the Correspondence, will include a wide selection of letters written by and to Einstein, as well as significant documents about him by third parties. The Correspondence volumes will also contain calendars of Einstein's life for the years covered. The two series will be extensively cross-referenced.
Albert Einstein
Modern fiziğin kuramlarının oluşmasında büyük katkıları olan Albert Einstein'nın en bilinen teorilerinden biri İzafiyet Teorisi'dir. Döneminde tartışmalara sebebiyet vermiş bu kuram ile uzay-zaman kavramları yeni şeklini almıştır. Avrupa ve Amerika'da birçok üniversitede fizik, tıp ve felsefe alanlarında onursal doktora almaya hak kazanmıştır. 1921 yılında Nobel Fizik Ödülü'nü alan Einstein, bunun dışında birçok ödül ve nişan almıştır. Bunlar arasında Copley Nişanı(1925) ve Franklin Nişanı(1935) da bulunmaktadır. Ayrıca "Time of the Gypsies" dergisinde yapılan "Yüzyılın İnsanı" adlı ankette "Yüzyılın İnsanı" seçilmiştir.
Albert Einstein, 14 Mart1879 yılında Almanya'da Württemberg'de doğdu. 1880 yılının Haziran ayında ailesi Munich'e taşındı. Babası Hermann ve abisi Yakob burada Einstein&Cie adında bir elektrik mühendisliği ile ilgili bir şirket kurdular. Einstein, konuşmaya geç başlaması dışında normal bir çocukluk geçirdi. 1884 yılında eğitimi için özel dersler ve 1885 yılında da keman dersleri aldı. Aynı yıl Yahudi olduğu halde Munich'deki Katolik Okulu'nda eğitimine başladı. 1888'de yine bu şehirdeki Luitpold Gymnasium'a geçerek eğitimine devam etti. Eğitim hayatından hoşlanmıyordu. 1894 yılında ailesinin iflası sonucu İtalya'ya yerleştiler.
Bugünkü adı "ETH Zürich" olan "Swiss Federal Polytechnic Enstitüsü"ne gitmek için başvurdu ancak giriş sınavında başarısız olduğu için, İsviçre'de Aarau'da eğitimine devam etti. Babasının istediği gibi elektrik mühendisi olamayacağını anladı. İki yıl sonra 1896'da "Swiss Federal Polytechnic Enstitüsü"ne matematik ve fizik öğretmeni olmak için gitti. Maxwell'in "Elektromanyetik Teorisi" üzerinde çalıştı. Bu okulda tek kadın öğrenci olan Mileva Maric ile tanıştı. Evlenmek için ailesiyle tanıştırdı ancak Mileva'nın yaşının büyük olması ve Yahudi olmamasından dolayı annesi evliliğe karşı geldi. Mileva'nın evlilik dışı hamile kalmasıyla doğan kızlarını evlatlık olarak vermek zorunda kaldılar.







Pascal – Döngü Deyimleri
Bu Bir İsyan Yazısıdır !
Lisanslı Kaspersky Internet Security Alın
Acer Alacaklar Dikkat !

