Hayat çok zor !

Son yazımdan tam tamına 6 ay , 20 gün sonra başladım bu yazımı yazmaya. Zaman zaman twitterda yakındığım gibi, blog lamayı gerçekten çok özledim ve en sonunda bu yazıya başladım..

6 Aydır piyasada yoktum ama hayat benim için bir hayli zorlu geçti bu zaman içinde. Öncelikle şunu belirteyim ki, üniversitedeki öğrencilik hayatımı sonlandırdım. Ama bu benim için pek kolay olmadı. Gelin anlatayım detayları !

4. sınıfın son dönemi, üniversite hayatımın ilk dönemindeki gibi başarılıydı. Hayatımda ikinci defa bütünleme sınavına girmeden dönemi bitirebilmiştim. Fakat üniversite yolculuğu benim için sonlanmamıştı, çünki ilk dönemden 2 dersim vardı. Bu iki ders yüzünden, tek ders sınavına giremiyor, dolayısıyla okulu yarım dönem uzatıyordum. Fakat bize bir önceki sene ( 2009  – 2010 ) döneminde getirilen bir hak ile, başka üniversitelerden yaz okulu alabiliyorduk. Hal böyle olunca bende Eskişehir Osmangazi Üniversitesinden kalmış olduğum iki dersi alabilmek için gerekli işlemler ile uğraştım. Kendi üniversitemden izini çıkarttıktan sonra, Osmangazi Üniversitesinde ders seçim işi için Eskişehirin yollarına düştüm.

Eskişehire gittiğimde, almış olduğum kredi sayısına göre harç miktarımı yatırdım sonra öğrenci işlerine gittim, üniversiteye kayıt yaptırdım ve son olarak da bölüme gidip ders seçimini yapacaktım ki, engelle karşılaştım. Almak istediğim iki ders, enteresan şekilde fizik bölümünün en kolay sayılabilecek dersleri olduğu için, iki dersin toplamda 4 saati çakışıyordu. Birisi 8 saatlik ders olmasına rağmen. Durum böyle olunca üniversitedeki yetkililer iki dersi birden alamayacağımı, derslerin saatlerinin 15 dakikalık çakışmasında bile iki dersi birden veremeyeceklerini, bunlardan birisini seçmem gerektiğini söylediler. Bende haftada bir gün olan dersi seçtim mantıken.

Tabi bu sırada bir de formasyon eğitimi aldığım için, aynı zamanda Kırıkkale de de ilk defa uygulanan formasyon eğitimi için yaz okuluna gidiyordum. Anlayacağını yazın Eskişehir – Ankara – Kırıkkale üçlüsünde mekik dokudum.

Yaz tatilinin sonlarına doğru sınav sonuçları açıklandı, Eskişehir deki dersi başarıla ile geçtim, notumun işlenmesi için gerekli olan belgeleri en hızlı şekilde üniversiteme ulaştırdım. Dersi geçtiğim için okulu bitirmeme bir ders kalmıştı bu durumda. Fakat bu dönem başında 1-3 , 2-4 barajına takılanlar için tek ders sınavı eylül ayının başında, bu durum dışındakiler için bir sonraki dönem sonunda açılacaktı. Yani bir ders yüzünden bir gencin 5-6 ay ı boş boş geçecekti..

Üniversitemizin senetosu bu durumu fark edince, bir karar ile benim gibi durumda olan öğrenciler için bir tek ders sınav hakkı tanındı. Tek ders duyurusunu rektör yardımcımızdan ilk ağızdan duyduğum için direk başvurumu yaptım. ( Sanırım ilk başvuru yapan benim. ) Bölüm, Eskişehir deki dersimi geçerli saydığı için tek ders başvurumu kabul etti ve tek ders sınavına girdim. Sınavdan 90 alıp başarı gösterdim ve notum sınav günü öğrenci sistemine işlendi. Artık mezundum. Yani mezun gibiydim, çünkü tek derse girip başarılı olmuştum, yaz okulunda aldığım dersin sayılmaması gibi bir durum olamazdı, tek ders sınavına almışlardı ?

Ertesi gün tekrar okula gittim ve yaz okulu notumu işletmeye çalıştım. Çünkü o gün yüksek lisansa özel öğrenci olarak başvuruların son günüydü. Saat 5 e doğru öğrenci işlerine son bir atak yaptım, memuru ikna ettim ve notumu girmek için bilgisayarı açtı, tam notumu girecekti ki, “ben bu mesuliyetin altına giremem, bu notu girmem, başkanla konuş” dedi. Birkaç teknik nedenden dolayı notumu girmiyorlardı, yani bütün bir yaz gittiğim okulu saymıyorlardı. Ayrıca yüksek lisansa başvuramıyor, direk yarım dönem uzatıyordum. Halbuki ben gitmeden önce üniversitenin mercilerinden izini alıp, yönetim kurulu kararı ile gitmiştim Eskişehir’e.

Derdimi, sorunumu ulaşabildiğim herkese anlattım. Hemde bir kaç kere. Tahmin edemeyeceğim makamlardan, çok samimi karşılandım. 2 haftalık bir uğraşın sonunda, aldığım ders kabul edildi ve mezuniyet için hiç bir engel kalmadı. O gün bütün işlemleri hallettim ve üniversite ile olan ilişiğimi kestim. Sonunda gerçekten, sorunsuz bir şekilde üniversiteden mezun olabildim ve ben artık bir Fizikçiydim.

Mezuniyet duygusunu yaşamadan bir gün önce O.D.T.U. de İngilizce kursları hakkında bilgi aldım. Aklıma yatan, uygun programa kaydımı yaptırdım. İngilizceyi bilmemek benim için büyük bir eksiklikti çünkü. Şu günlerde hafta içi her gün sabahın köründe O.D.T.U. ye gidiyor, İngilizce’mi geliştiriyorum.

Şimdi bakıyorum da, eğer o memur benim notumu o an girseydi, ben şuan O.D.T.U. ye hiç gitmemiş olacaktım. İngilizce öğrenmek yerine boş boş evde oturuyor olacaktım ve belkide bundan 15 – 20 yıl sonra çok ama çok pişman olacaktım. Rahmetli Steve Jobs ‘ın dediği gibi, noktaları asla ileriye bakarak birleştiremezsiniz, sadece geriye bakarak birleştirebilirsiniz..

Bir Yorum
  1. 26 Ağustos 2014

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir