“Fizik” Etiketli İletiler
Evren Artık Quantum’lu
Artık bende Quantumlandım
Şaka gibi, üniversite hayatımın 3. senesine dersler başlayınca girdiğimi anladım. Daha dün fakültede acaba fizikciler nerede diye dolandığımı hatırlıyorum, bugün ise quantum dersinde hönk diyorum..
Üniversitenin ilk iki senesinde ne bunlar diyodum. Yani bizim lisede gördüğümüz klasik fiziğin biraz daha detaylısı.. Ne zaman tırlatıcaz abii biz diye düşünüüüp durdum. Hani fizikciler kafayı yer derler ya. Ama hiç öyle bişeyim olmamıştı ilk iki senede. Basite indirge, bütüne geç, integralini al vs vs. Herşey belli kurulallar, kabuller çerçevesinde. Şansına bişey yok ortada, sebep var sonuç var..
Ama bugünlerde quantum dersinde işte maç şimdi başlıyor dedim
Dekanımız Prof. Dr. Mustafa DİKİCİ'nin girdiği dersimde öyle bi an geldi ki dedim kafayı yiyorum heralde ! Ve.. İlk ders haftasında..
Sizlere biraz fizikden bahsedeyim,
1500 lü yıllardan, 1870 li yıllara kadar fizik bir çok sorunun cevabını verdi. Aslında sadece fizik değil bütün temel bilimler, fakat benim branşım fizik olduğu için fizik üzerinden gideceğim. Newton 2. kanununu yani, kuvvet varsa, momentum da değişim doğar eşitliğini yazıktan sonra klasik fizik bitmişti. Bu kanunu evirdiler çevirdiler yeni bi isim verdiler. Aslında temelde yatan şey bu. 1870 , 1890 li yıllarda o kadar moda ki, herşeye cevap veriyor bu fizik.. Yanlız birkaç sorun var. Bu fizik teorileri bazı kabullere dayanıyor.. Mesela cismin hızı, ışık hızından çok daha küçük olmalı, ortam ötelemeye göre homojen, dönmeye göre izotropik olmalı.. Teoriler yanlış değil, zaten yanlış teori diye bişey yok. Mesela ışığın tanecik teorisi, çok başarılı bir teori fakat ışığın girişimi olayını açıklayamıyor. Işığın dalga teorisi yine çok mükemmel bir teori, fakat ışığın yoğun ortamda daha hızlı olması gerektiğini sanıyor, yanılıyor.. Bu teoriler yanlış mı ? Değil ! Neyse işte 1900 lü yıllara gelindiğinde Albert Einstain önderliğinde quantum fiziği doğmaya başlıyor. 1935 civarlarında da quantum da bitiyor.. Arada atladığım çok şey var. Ayrıntı istiyorsanız öss de Fizik bölümünü tercih edebilirsiniz..
Gel gelelim benim kafayı yiyişime
M-Kuramı
İngilizcedeki açılımı membrane theory yani zar kuramıdır. Ancak henüz tam bir kuram sayılmadığından başharfiyle hitap edilmektedir. Beş farklı sicim kuramını birleştirme çabasıdır ve her şeyin kuramı olmaya en muhtemel adaydır.
Tanım:
M-Kuramı Edward Witten (Princeton Üniversitesi) tarafından 1995 yılında, Güney Kaliforniya Üniversitesi'nde yaptığı konuşmayla öne sürülmüştür. M-Kuramı, Süpersicim Kuramının yeni adı olarak kabul edilmiştir. "İkinci Süpersicim Devrimi" olarak da bilinir. "Her şeyin Kuramı" ("The Theory of Everything"-TOE) na en yakın aday olarak görülmektedir.
Bu kuram 5 farklı Sicim Kuramı'nı birleştirmiştir ve 10 yerine 11 boyutlu bir evren resmi ortaya koymuştur. Şu an bilinen 3 boyutlu evrenimizi, çok daha büyük ölçülerde daha fazla boyuttan oluşan bir uzay-zaman içinde dolaşan üç boyutlu bir zar olarak tanımlar. İçinde yaşadığımız evrenin 11 ya da daha küçük boyutta bir uzay-zamanda bir ada (bir D-zar) olabileceği ve bu uzay-zamanda benzeri birçok evren olabileceği bu teoremle ortaya konuluyor.
Sicim Kuramı

Sicim Kuramı, fiziğin temel modellerinden biridir. Yapı taşı olarak Standart modelde kullanılan boyutsuz noktalar yerine tek boyutlu uzanıma sahip sicimler kullanılmaktadır. Bu temel yaklaşım farklılığı, parçacıkları noktalar olarak tasvir eden modellerde karşılaşılan bazı problemlerden sakınılmasını sağlamaktadır.
Kuramdaki temel fikir, gerçekliğin esas bileşenlerinin rezonans frekanslarında titreşen ve Planck uzunluğunda olan (10-35 mm civarı) sicimler olduğudur.
Sicim denilen yapı taşlarını gözlemlememiz neredeyse imkânsız olduğu ve dolayısıyla bu teori büyük ihtimalle hiçbir zaman test edilemeyeceği için şu an fizikçilerin en çok tartıştıkları konulardan biri de, bu kuramın, fiziksel bir kuram mı yoksa yalnızca felsefi bir teori mi olduğudur.
Sicim teoremi 6 yeni boyut daha önerirler fakat bu boyutları standart anlamdaki mekan ve zaman boyutları değil bunlara bağlı alt boyutlar gibi tanımlarlar mesela çok ince bir tel düşünelim 2 mm kalınlığında bu tel uzaktan bakılınca bizim için tek boyutlu bir doğrudur diğer boyutları bizim için yok gibidir fakat bu telin üzerinde hareket eden bir karınca için telin üzerinde sağa ve sola gidip tur atılabilir ve o yönlerde de boyut vardır.İşte o boyutlar ancak o seviyeye inince anlam kazanır ve her zaman gözükmezler.Membranların oluşturduğu parçacıklarında çok küçük yüzeyler olduğu ve onların seviyesine inince anlaşılabileceği düşünülüyor.Bu yüzeyler farklı titreşimlerle farklı atom altı parçacıkları oluştururlar ve bu atomaltı parçacıklarda birleşerek atomları oluşturuyor.
Albert Einstein
Modern fiziğin kuramlarının oluşmasında büyük katkıları olan Albert Einstein'nın en bilinen teorilerinden biri İzafiyet Teorisi'dir. Döneminde tartışmalara sebebiyet vermiş bu kuram ile uzay-zaman kavramları yeni şeklini almıştır. Avrupa ve Amerika'da birçok üniversitede fizik, tıp ve felsefe alanlarında onursal doktora almaya hak kazanmıştır. 1921 yılında Nobel Fizik Ödülü'nü alan Einstein, bunun dışında birçok ödül ve nişan almıştır. Bunlar arasında Copley Nişanı(1925) ve Franklin Nişanı(1935) da bulunmaktadır. Ayrıca "Time of the Gypsies" dergisinde yapılan "Yüzyılın İnsanı" adlı ankette "Yüzyılın İnsanı" seçilmiştir.
Albert Einstein, 14 Mart1879 yılında Almanya'da Württemberg'de doğdu. 1880 yılının Haziran ayında ailesi Munich'e taşındı. Babası Hermann ve abisi Yakob burada Einstein&Cie adında bir elektrik mühendisliği ile ilgili bir şirket kurdular. Einstein, konuşmaya geç başlaması dışında normal bir çocukluk geçirdi. 1884 yılında eğitimi için özel dersler ve 1885 yılında da keman dersleri aldı. Aynı yıl Yahudi olduğu halde Munich'deki Katolik Okulu'nda eğitimine başladı. 1888'de yine bu şehirdeki Luitpold Gymnasium'a geçerek eğitimine devam etti. Eğitim hayatından hoşlanmıyordu. 1894 yılında ailesinin iflası sonucu İtalya'ya yerleştiler.
Bugünkü adı "ETH Zürich" olan "Swiss Federal Polytechnic Enstitüsü"ne gitmek için başvurdu ancak giriş sınavında başarısız olduğu için, İsviçre'de Aarau'da eğitimine devam etti. Babasının istediği gibi elektrik mühendisi olamayacağını anladı. İki yıl sonra 1896'da "Swiss Federal Polytechnic Enstitüsü"ne matematik ve fizik öğretmeni olmak için gitti. Maxwell'in "Elektromanyetik Teorisi" üzerinde çalıştı. Bu okulda tek kadın öğrenci olan Mileva Maric ile tanıştı. Evlenmek için ailesiyle tanıştırdı ancak Mileva'nın yaşının büyük olması ve Yahudi olmamasından dolayı annesi evliliğe karşı geldi. Mileva'nın evlilik dışı hamile kalmasıyla doğan kızlarını evlatlık olarak vermek zorunda kaldılar.

PHP İçin Türkçe El Kitabı – Örnekler ve Açıklamalar
Google Buzz Butonunu Bloglarınıza Ekleyin

